TUR TRANSFER İSTANBUL

  

İSTANBUL TURLAR TRANSFERLER

Salgında yeni normal umut veriyor

Geçen ay başlatılan maske, HES kodu serbestisi ve değişen test algoritması ilk ayını doldurdu. Günlük vakalar 15 binin altına indi. Günlük vefat sayısı 1 Nisan itibarıyla 45'e düştü. Koronavirüs Bilim Kurulu'nun tavsiyesi doğrultusunda, geçtiğimiz ay başlatılan maske, HES kodu serbestisi ve değişen test algoritması ilk ayını doldurdu. Test sayısındaki büyük düşüşün yanı sıra, vaka ve vefat sayılarında son ayların en düşük seviyeleri dikkat çekiyor.

3 Mart'ta yürürlüğe giren normalleşme kararları uyarınca, sosyal hayattaki tedbirler büyük ölçüde "kişisel duyarlılıklara" bırakıldı. Öte yandan vatandaşın Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nden (MHRS) randevu almaksızın hastanelerden tedavi alabilmesi ve yıllık izin hakkına dahil edilen Kovid-19 istirahat raporlarının bu kapsamdan çıkarılması gibi uygulamalarla, sağlık hizmetlerinde hayat büyük ölçüde salgın öncesine döndü. Bazı bölgelerde ihtiyaç kalmadığı için Kovid-19 yoğun bakımları kapanmaya başladı.

VAKA 15 BİN ALTI
Günlük test sayısı 400 binlerden gerileyerek, 300 bin seviyesinin altına yerleşirken; tam kapanmadan bu yana ilk kez günlük vaka sayısı 15 bin bandının altına indi. Bir ara 300'ü aşan, yeni normalin başladığı 3 Mart tarihi itibarıyla da 188 olan günlük vefat sayısı da, 1 Nisan itibarıyla 45'e düştü. Bilim Kurulu'nun açıklamasının ardından uzmanların en büyük endişesi, maskelerin hemen atılması ve düşük aşılama oranlarının vaka artışını tutmayacağı yönündeydi. Maskelerin bir kenara bırakıldığı görüntüler endişe yaratırken, yeni hatırlatma dozu hakkı açılmadığı için günlük uygulanan aşı dozu sayısı da 15 binin altını gördü. Yeni aşı hakkının açıldığı dönemlerde, günlük aşılama dozu 500 bin seviyesine kadar çıkıyordu. Hatırlatma dozlarını olan "tam aşılı" nüfus, yaklaşık olarak toplumun 3'te 1'inde kalırken, uzmanların yeterli bulmadığı iki doz aşılı nüfus ise yaklaşık olarak yüzde 86.

İKİ NOKTADA YASAK
Salgın koşullarının etkisini hissettirdiği en dikkat çeken noktalar ise cezaevleri ve gece 24.00'ten sonra uygulanan müzik yasağı oldu. Adalet Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün tavsiyesi üzerine açık cezaevi hükümlülerinin Kovid-19 izinlerini 31 Mayıs'a kadar uzattı. Öte yandan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın "gerek görülmediği" yönündeki açıklamasına rağmen müzik yasağı halen kalkmadı.

Turizm sezonu yaklaşmasına karşın, yasakların kalkması için dillendirilen bir tarih yok ancak; 30 Mayıs 2020'den bu yana süren yasaklar mevzuata girdi bile. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı "Çevresel Gürültü"lere ilişkin 7 Ocak 2022 tarihli yönetmelik değişikliği ile konut, hastane, bakımevi gibi "çok hassas alan" bölgelerdeki eğlence merkezlerinin tüm cephe ve tavanının kapatılmasını ve otel, dini tesis ile okul gibi "hassas alan" bölgelerindeki merkezlerin de 24.00'ten sonra canlı müzik yayınının yasaklandığını kararlaştırdı.

İSTANBUL’DA TABLO OLUMLU
Haftalık vaka haritalarında, 1 aydır topyekün düşüş gözlenirken, yetkililer de olumlu mesajlar vermeye devam etti. Bakan Koca, önceki gün sosyal medyadan Omicron’un pik yaptığı dönemde iki kez yerinde inceleme yaptığı İstanbul’da, yoğun bakım ve servis doluluk oranlarının Omicron öncesi döneme göre 3’te 1’e indiğini duyurdu.

'Derdin yoksa da bir kahredersin'

Bir zamanlar TRT'de yasaklanan ve karamsar olduğu gerekçesiyle eleştiri oklarına hedef olan arabesk müzik "Bergen" filmi dolayısıyla yine gündemde Arabeskin günümüzdeki starlarından Derya Bedavacı, "Önemli olan hissettirmek, ağlıyoruz diye duygusal filme gitmeyeceğiz mi?" diyor!

Arabesk müzik denilince aklımıza yakın geçmişten bugüne uzanan ünlü sesler geliyor hemen... Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Emrah, Neşe Karaböcek, Gönül Akkor, Mine Koşan, Esengül, Gülden Karaböcek... Ve unutulmayan şarkılar; Batsın Bu Dünya, Bir Teselli Ver, Hatasız Kul Olmaz, Tanrım Beni Baştan Yarat, Taht Kurmuşsun Kalbime ve daha niceleri. Ama aslında Türkiye'de ilk arabesk şarkılar 1940'larda Haydar Tatlıyay ve diğer bazı şarkıcılar tarafından icra edilmiş. 60'larda da Adnan Şenses, Ahmet Sezgin, Abdullah Yüce, Arapların raks müziğini Türkçe şarkılar için kullanınca arabesk müzik ortaya çıkmış. 80'li yıllarda TRT'nin "yasaklılar listesi"nin başında yer alan arabesk şarkılar, o zamanlar entelektüel konferansların da konusuydu.

Kaderizm - kederizm!
Konferanslardaki yorumlar müzik kurallarına uymayan bu türün "varoşların, gecekonduların müziği olduğu ve daha çok köyden kente göç edip metropole uyum sağlamaya çalışan insanlar tarafından dinlendiği" şeklindeydi. En büyük eleştiriyse arabesk şarkıların sözlerinin dinleyenleri kaderci yaptığı, kedere vekaramsarlığa sürüklediği konusundaydı. Çok sesli klasik müzik savunucusu elit çevreler tarafından küçümsenen arabesk, her şeye rağmen kitleler tarafından sevilmeye devam etti. 4 haftada 5 milyona yakın kişi tarafından izlenen ve şarkıcı Bergen'in hayatını yansıtan filmle tekrar gündeme gelen arabesk müziği, bu türün günümüzdeki starlarından Derya Bedavacı'yla konuştuk.

Beste de yapıyor
14 yaşında bir kızı olan, "En büyük sorumluluk annelik" diyen ve İzmir'de yaşayan Derya Bedavacı'nın piyasaya çıkmış sözü, müziği kendisine ait 12 şarkısı var. Bazı bestelerinde eşinden de destek almış. Ayrıca Kubat, Demet Akalın, Ferhat Göçer ve Hakan Altun'a şarkı vermiş. Müzik yaşamı, İzmir'de liseden mezun olduğunda bir Türk Sanat Müziği korosuna girmesiyle başlayan Derya Bedavacı, o zamanlar farklı mekânlarda sahneye çıkmış. Koroya girişinden birkaç yıl sonra da konservatuvara girip halk müziği bölümünde öğrenim görmüş. Diplomasını alınca da yüksek lisans yapmış. İzmir'deki 15 yıllık sahne çalışmasından sonra bestelerini değerlendirmek için İstanbul'a gelen Derya Bedavacı, şimdi metropolün popüler mekânlarında sahneye çıkıyor, hayranları da salonları dolduruyor.

“Ben Sezen Aksu'yu çok dinlerdim, arabesk yorumlamaya açık, damardan bir sürü şarkısı var" diyen sanatçıya göre, toplum olarak hem acıyı seviyoruz hem de genlerimizde arabesk motifleri var: ‘‘Damarcılık' diye bir mevzu varsa bütün dertler sizinmiş gibi dertlenecek ama derdiniz yokmuş gibi eğleneceksiniz. Türk milletinin tavrı bu. Ben buna 'damarcılık' diyorum. Sezen Aksu da damar."

‘Ağlamakta bir sakınca yok’
Derya Bedavacı arabeskin dinleyenleri kederlendirdiği görüşünü de şöyle yorumluyor: “Hüzünlü birine dinlettiğinizde arabeskin böyle bir etkisi olur gerçekten, derdin yoksa da bir kahredersin. Bu da kötü bir şey değil, duyguları hissettirme. Acıklı film de yapmasınlar o zaman. Ağladığımız filme gitmeyelim madem öyle. ‘Babam ve Oğlum’ filmini dört kere izledim, dördünde de ağladım. Konuyu iyi işlemiş. Demek ki iyi işliyorsun ki o müziği dinleyenleri etkiliyorsun. Duyguyu verebiliyorsan zaten ustasın. Yoksa bir anlamı yok, duygu meselesi bu. Sezen Aksu’nun dediği gibi ağlamak güzeldir. Ağlamakta bir sakınca yok. Bir şarkıyı ortaya çıkarmak çok mesai istiyor. Aynı şey klasik müzik için de geçerli. Klasik müzikteki fark, bilim insanları tarafından biraz daha zihni açan bir müzik olduğunun söylenmesi. Arabesk müzik ise insanı duygulara gark ediyor tamamıyla. Çok sesli müzik bilimsel bir matematiğe dayalı ama arabeskin bir matematiği yok, tamamen yoruma dayalı bir tür. Bizim tarzımızın özelliği duyguyu verebilmek, ses rengi de tabii ki çok önemli. Mesela Almanya'da bir kız arabesk şarkı okuyarak bir Almanı ağlatabildi. Benim sesim de arabeske yatkın.”

‘Arabesk söyleyen kadından dram bekleniyor’
Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Sezen Aksu, Kamuran Akkor ve Gönül Akkor dinlemeyi seven Derya Bedavacı sahnede, 1989’da eski eşi tarafından öldürülen şarkıcı Bergen’den “Acıların Kadını” şarkısını da söylüyor. Bergen’in hayat hikâyesini okuduğunu belirten Bedavacı şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bence Bergen’in hayat hikâyesinin arabeskçi olmakla alakası yok. Hayatla ilgili tercihlerle alakası var diye düşünüyorum. Genelde arabesk söyleyen kadınların hayatıyla ilgili bir dram bekleniyor ama çok şükür benim hayatımda bir dram yok. Herkesin yaşadığı standart sıkıntılar var tabii ki. Bergen’in yaşadığı elbette hiç olmaması gereken olaylar. İnsan bu meselelerde değişim bekliyor ama bir türlü değişmiyor maalesef.”

Torrent'ten derbi sözleri! 'İkisinin derbide oynama ihtimali yok'

Galatasaray Teknik Direktörü Domenec Torrent, Fatih Karagümrük maçından sonra yaptığı açıklamada, geçen hafta kulüpte yaşanan gelişmelere değinerek, "Kulüpte karışık bir hafta geçirdik. Motivasyon olarak teknik ekibimiz ve sportif direktörümüzün motivasyonu üst seviyede. Son ana kadar elimizden gelen her şeyi vereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın" dedi. Torrent ayrıca iki futbolcusunun derbide oynayamayacaklarını ifade etti.

Spor Toto Süper Lig’in 31. haftasında Galatasaray evinde karşılaştığı Fatih Karagümrük’ü 2-0 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Galatasaray Teknik Direktörü Domenec Torrent, "Maçtan önce kulüpte karışık bir hafta geçirdik. Herhangi bir insanın meraklanması durumda ben ve sportif direktör motive miyiz diye. Çünkü ben Türkiye’deyim, her gün birçok yanlış haber çıkıyor. Önümüzdeki maçlarda ne olacak tabii ki bilmiyorum. Motivasyon olarak teknik ekibimiz ve sportif direktörümüzün motivasyonu üst seviyede. Bununla başlamak istedim, şüphe olmasın. Beni evimde belli bir şekilde eğittiler. Ne olursa olsun Galatasaray beni işe aldı. Biz yaptığımız işle ile ilgili eleştiri olabilir, son ana kadar elimizden gelen her şeyi vereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Herhangi bir insan da pislik atmak istiyorsa tabii ki atmaya devam edebilir. Biz önümüzdeki maçı kazanmak çalışıyor olacağız" diye konuştu.

'Feghouli ve Mustafa sakatlanmış gibi'
Maçla ilgili düşüncelerini aktaran Torrent, "Benim deneyim nedeniyle zor maç olacağını biliyordum. Milli takım döndükleri zaman oyuncuların belli şeyler başına geliyor. Çoğunluğu uzun yolcuklar yapıyorlar. Çok yorgun bir şekilde geliyorlar veya Feghouli ve Mustafa gibi sakatlanmış gibi gelebiliyorlar. Alex ve Taylan devre arasında yorulduklarını söylediler. O yüzden ilk 45 dakika için oyuncuların davranışlarından dolayı çok memnunum. İnanılmaz bir efor sarf etti oyuncular. Hepsini tebrik ederim. Bu tebriği aynı zamanda taraftarımızla ve kulübümüzle de paylaşmak isterim. Her gün gelişiyoruz ama yeterli değil asla. İniş çıkışlarımız oluyor. Sonraki maçta da düşüş yaşayabiliyoruz. Varmak istediğimiz nokta çok net. Oynadığımız şey de aşağı yukarı bu" şeklinde konuştu.

'İkisinin derbide oynama ihtimali yok'
Gelecek hafta deplasmanda oynanacak Fenerbahçe derbisi için ise Domenec Torrent, "Hangi oyuncularımız oynayacak onu net bir şekilde bilmiyoruz. Bütün Türkiye ve Galatasaray için ne kadar önemli bir maç olduğunu biliyoruz. Önceki çalıştırdığım birçok ülkede büyük derbilerde bulundum. Burada iki taraftarları için çok önemli bir maç. Şu an için 11’imiz kim olur bilmiyorum. Biliyorum ki kim oynarsa oynasın iyi bir şekilde mücadele edeceğiz. İlk önce Karagümrük maçına odaklandık. Fenerbahçe’yi de iyi bir şekilde analiz edeceğiz. Nasıl kazanmamız gerektiğini öğreneceğiz. Hiçbir maça berabere kalmak için çıkmıyoruz. Kazanmak için çıkıyoruz. Bir sınavdan 9 alabilirsiniz, rakip 9.5 alırsa kazanmış olabilir. Çok iyi bir şekilde mücadele edeceğimizi biliyorum. Oyuncularım benden bile daha iyi biliyor. Fenerbahçe Stadı’nda ellerinden gelen ne varsa hepsini vereceklerini biliyorum. Sakatlıklara pazar günü bakacağız. Sonrasında Fenerbahçe'ye en iyi şekilde hazırlanacağız. Kimlerle oynayacağımızı bilmiyoruz ama en iyi şekilde oynayacağız. Mustafa Muhammed ve Sofiane Feghouli'nin derbide oynama ihtimali yok." ifadelerini kullandı.

Karşılaşmada sakatlanarak oyuna devam edemeyen Kerem Aktürkoğlu’nun durumuyla ilgili olarak ise, "Yarın testlerimizi yapacağız. Ondan sonra her gün gözden geçireceğiz. Bir sonraki maçta oynayabilecek mi oynayamayacak mı o şekilde karar vereceğiz. Sakatlıksa ne kadar sürede iyileşebilir, sakatlık değilse de rahatsız gibi bir şeyse nasıl yardımcı olabiliriz ona bakacağız. Yarın daha fazla bilgimiz olacak. Tıbbi testten geçmesi gerekiyor" açıklamasında bulundu. Domenec Torrent, altyapıdaki oyuncuları da yakından takip ettiklerini sözlerine ekledi.

Galatasaray'da Mustafa Mohamed şoku!
Galatasaray, Omar Elabdellaoui, Mustafa Mohamed, Sofiane Feghouli ve Kovid-19 geçiren Sacha Boey ile ilgili bir açıklama yayınladı.

Galatasaray resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, “Karantina süreci tamamlanan ve İstanbul’a dönen Sacha Boey, bugün kendisi için hazırlanan bireysel program dahilinde çalıştı. Bir bağırsak enfeksiyonu geçiren ve tedavisine devam edilen Omar Elabdellaoui de özel bir programla bireysel çalıştı. Her iki futbolcunun da önümüzdeki hafta başından itibaren takımla antrenmanlara başlaması planlandı.

Milli Takımlarından sakat dönen futbolcularımızdan Mustafa Mohamed’in hastanede yapılan MR tetkiklerinde sağ üst adale ön grupta kanama ve kısmi yırtık tespit edildi. Oyuncunun tedavisine başlandı. Sol arka adalesinde ikinci derece zorlanma ve yırtık tespit edilmiş olan Sofiane Feghouli’nin de tedavisine devam edildi” denildi.