İSTANBUL TURLARI

  

İSTANBUL TURU

İSTANBUL BOĞAZ TURLARI

İstanbul’u İstanbul yapan meşhur İstanbul Boğazı, Karadeniz ve Marmara Denizi’ni birbirine bağlamaktadır. Ayrıca bu boğazın bir yakası Avrupa’ya, diğer yakası ise Asya’ya aittir. Bu durum, boğazı jeopolitik açıdan oldukça değerli kılar. Sadece İstanbul değil, Türkiye’ye dair bütün turistik tanıtımlarda en çok kullanılan yerdir. Dünyada uluslararası deniz taşımacılığı yapan diğer boğazlarla kıyaslandığında en dar geçite sahiptir. Karadeniz’e kıyısı olan pek çok ülke, Akdeniz yönüne gitmek adına burayı kullanmak zorundadır. Boğaza dair egemenlik hakları 1936 senesinde imzalanan anlaşmayla beraber ülkemize teslim edilmiştir.

Boğaz üzerinde toplamda 3 adet köprü bulunmaktadır. Köprüler iki kıtayı birbirine bağladıkları için oldukça önemli bir işleve sahiptirler. Boğaz üzerinde oldukça yoğun bir deniz taşımacılığı söz konusudur. Şehir hatları vapurları ve feribotlar dışında, yük gemileri ya da yolcu motorlarını da gün içinde sıklıkla görmek mümkün. Son dönemde denizaltı ulaşımına yeni bir boyut katan Marmaray sayesinde boğazın iki yakasına daha hızlı bir şekilde ulaşılabiliyor. 4. Jeolojik zamanda oluşan İstanbul Boğazı, tarih boyunca pek çok medeniyete kucak açmıştır. Bir fay çöküntüsü olduğuna dair öngörüler ağırlık kazanmış olsa bile oluşumuyla ilgili kesin yargılara varmak güçtür. Üsküdar açıklarındaki bölüm, boğazın tuzluluk oranının en yüksek olduğu alanlardır. Bu oranın en düşük olduğu yerlerin başında ise Beykoz ve çevresi geliyor. Suları çevreleyen alanda Kız Kulesi ve Kuruçeşme Adası, oldukça ilgi görür. Boğazın son dönemlerde en ciddi sorunu kirlilik. Özellikle büyük tanker kazaları boğazın ciddi ölçüde zarar görmesine neden olmuştur. Bu kazaların en sonuncusu 2004 senesinde meydana gelmiştir.

İstanbul Boğazı Derinliği ve Uzunluğu
İstanbul Boğazı’nın toplam uzunluğu 29.5 km’dir. Boğazın derinlik ortalaması ise 61 metre olarak biliniyor. Öte yandan boğazın en derin alanları 120 metre civarında. Bebek ve Kandilli bölgeleri, derinliğin en yüksek olduğu alanlardır. Bu derinlik genel itibariyle güneyden kuzey yönüne doğru belli bir ivmeyle artış gösterir.

İstanbul Boğazı En Dar Yeri
İstanbul Boğazı’nın en dar olan bölümü Rumeli ve Anadolu Hisarı arasındaki bölümdür. Bu alan toplamda 760 metrelik bir genişliğe sahip. En geniş bölümü ise 3600 metre civarında. (Rumeli Feneri – Anadolu Feneri)

İstanbul Boğazı Ne Zaman Dondu?
İstanbul Boğazı’na dair kayıtlar incelendiğinde ilk donma vakasının 5. yüzyılda gerçekleştiği görülüyor. Günümüze en yakın donma vakası ise 1954 senesinde gerçekleşti. O dönem Romanya üzerinden gelen buz kütleleri, boğazın tamamen kapanmasına neden olmuştu. Kulağa şaşırtıcı geliyor; ancak 1954 senesinin Şubat ayında gerçekleşen bu durumla beraber, insanlar boğazdan yürüyerek geçmek zorunda kalmıştı. Gemiler tüm faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı ve koca boğaz deyim yerindeyse bir asfalta dönüştü. Bu donma Poyrazköy- Rumeli Kavağı adı verilen bölümde gerçekleşmişti. Minik buz dağlarının doldurduğu boğaz, Mart ayına kadar bu şekilde kaldı. Çok uzun aralıklarla kendini periyodik biçimde tekrar eden bu durumun, gelecekte yeniden yaşanabileceği söyleniyor.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Çocukluk Çağı Kanser Günü için ışıklandırıldı

İstanbul'un simge noktalarında Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü, Çocukluk Çağı Kanser Günü dolayısıyla sarı renkte aydınlatıldı. Her yıl çocukluk çağındaki kanser hastası bireylere dikkati çekmek amacıyla çeşitli farkındalık çalışmaları yapılıyor. Bu kapsamda önemli günlerde renk ve ışık gösterileriyle aydınlatılan İstanbul'un simge noktalarından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, bu kez de Çocukluk Çağı Kanser Günü için ışıklandırıldı. Sarı renkteki aydınlatma sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek.

İBB'nin dondurulan yardım paraları İstanbul Defterdarlığı'na aktarıldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin pandemi döneminde başlattığı "Birlikte başaracağız" kampanyası için yapılan 6 milyon 212 bin liralık yardım paraları İstanbul Defterdarlığı'na aktarıldı. İBB'nin pandemi döneminde başlattığı "Birlikte Başaracağız" kampanyası 5 Ağustos 2020 tarihinde durdurulmuştu.

30 Mart-18 Haziran tarihleri arasında 6 farklı banka hesaplarında toplanan yardım paraları hesapları İçişleri Bakanlığı kararıyla dondurulmuştu. İstanbul Valiliği'nden izin alınmaması gerekçe gösterilmişti. İBB, hesaplarının dondurulma kararını yargıya taşırken, "Belediye kanunun 15'inci maddesine göre, bağış toplamanın belediyenin yetki ve imtiyazları arasında olduğu" belirtilmişti. Fatih Kaymakamı Kaan Peker imzasıyla İBB'ye gönderilen bir yazı ile banka hesaplarında dondurulan 6 milyon 212 bin 511 liranın Istanbul Defterdarlığı'na aktarılmasına karar verildiği bildirildi.

Özer Hurmacı ve Mihriban Hurmacı'ya hapis istemi!

Futbolcu eşi Özer Hurmacı tarafından darp edildiğini açıklayan ve ardından ikinci kez boşanma davası açan Mihriban Hurmacı'nın şikayetine yönelik soruşturma tamamlandı. Savcılıkça hazırlanan iddianamede, birbirlerinden karşılıklı olarak şikayetçi olan Özer Hurmacı'ya 3 yıl 6 aya kadar hapis istenirken, Mihriban Hurmacı'ya ise 5 yıl 6 aya kadar hapis talebinde bulunuldu. Öte yandan Mihriban Hurmacı hakkında 1 aylık koruma kararını ihlal ettiği gerekçesiyle 3 günlük zorlama hapsi kararı verildi. Karar kesinleşirse Hurmacı, 3 gün için cezaevine girecek.

Mihriban Hurmacı, eşi Özer Hurmacı'nın cep telefonunda gördüğü kadın fotoğrafları ve mesajlar yüzünden aralarında tartışma çıktığını, tartışma sonrasında eşinin kendisine şiddet uyguladığını iddia etmişti. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede, birbirlerinden karşılıklı şikayetçi olan Özer Hurmacı ve Mihriban Hurmacı, müşteki-şüpheli sıfatıyla yer aldı.

BİRBİRLERİNİ HAFİF NİTELİKTE YARALADILAR
İddianamede, taraflar arasında 3 Şubat akşamı geç saatlerde kıskançlık nedeniyle aralarında tartışma çıktığı, Özer Hurmacı'nın, "Seni gebertirim!" diyerek, tehditte bulunduğu, Mihriban Hurmacı'nın da küfür edip, "Seni bitireceğim!" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu belirtildi. Tarafların birbirlerini karşılıklı olarak tekme, tokat ve yumruklarla hafif nitelikte yaraladıkları kaydedildi.

ASLİYE CEZA MAHKEMESİ'NDE YARGILANACAKLAR
İddianamede, Mihriban Hurmacı'nın "Eşe karşı basit yaralama", "Hakaret" ve "Tehdit" suçlarından 1 yıl 3 aydan 5 yıl 6 aya kadar hapsi istendi. Özer Hurmacı hakkında ise "Eşe karşı basit yaralama" ve "Tehdit" suçundan 1 yıldan 3 yıl 6 aya kadar hapis istendi. İddianame kabul edilirse taraflar, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak.

MİHRİBAN HURMACI'YA KORUMA KARARI İHLALİNDEN 3 GÜN TAZYİK HAPSİ
Öte yandan taraflar birbirlerine karşı olarak koruma kararları aldırmıştı. Mahkemeye başvuran Mihriban Hurmacı, eşinin kendisine ve çocuklarına yaklaşmaması için 1 ay süreyle koruma kararı aldırmıştı. Özer Hurmacı ise 1 aylık koruma kararının ihlal edildiği iddiasıyla Mihriban Hurmacı hakkında zorlama hapsi talebinde bulundu. Avukatları Esennur Ezgi ve Selim Erbağcı aracılığıyla İstanbul Aile Mahkemesi'ne başvuran Özer Hurmacı'nın talebi, 11 Şubat'ta kabul edildi.

Mahkeme, Mihriban Hurmacı hakkında "Şiddet tehdidi", "hakaret", "aşağılama" veya "küçük düşürmeyi" içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesine ilişkin kararları ihlal ettiği gerekçesiyle 3 gün zorlama hapsi uygulanmasına karar verdi. Karar kesinleşirse Mihriban Hurmacı 3 gün cezaevine girecek. Ancak Mihriban Hurmacı'nın iki hafta içinde karara itiraz hakkı bulunuyor.

Ayşecan Tatari, kızının doktorundan gelen mesajı ifşa etti!

2020'de kızı Müjgan'ı kucağına alarak büyük bir sevinç yaşayan oyuncu Ayşecan Tatari, bebeğini göz muayenesine götürdü. Tatari, sonrasında doktorun kendisine yanlışlıkla attığı mesajı paylaştı. 'Çocuklar Duymasın' dizisinde canlandırdığı 'Duygu' karakteriyle tanınan Ayşecan Tatari, 2017'de kendisi gibi oyuncu olan Edip Tepeli ile evlenmişti. Ekim 2020'de kızı Müjgan'ı kucağına alarak ilk kez anne olma sevincini yaşayan Tatari, geçtiğimiz gün başından geçen bir olayı anlattı.

DOKTOR MESAJI YANLIŞ KİŞİYE ATTI
Ayşecan Tatari, sosyal medyadan kızını göz muayenesi için götürdüğü doktorun kendisine yanlışlıkla attığı masajı paylaştı. Doktor, ünlü oyuncuya, "Ay ömrümü yedi bu çocuk bugün benim. Aşırı sinir oldum." ifadesini içeren mesaj gönderdi.

Bu durum karşısında sinirlenen Ayşecan Tatari, "Bakın, bu hanımefendi bugün Müjgan'ın göz ölçümünü yaptı. 1,5 yaşındaki kızım, daha önce hiç görmediği aletler karşısında korkup, ağladı. Sonra da o günkü hastasıyla ilgili yapacağı dedikoduyu bana atmış yanlışlıkla. Nasıl?" ifadelerini kullandı.

"OLAN ŞEY ÇOK TATSIZ"
Ünlü oyuncu, daha sonra doktoru bağlı bulunduğu hastaneye şikayet etti. Süreci sevenleriyle paylaşan Tatari, şu mesajı yayınladı:

Mesajlarınızdan sonra bir bilgilendirme yapmak istedim. Hastaneden dün akşam aradılar. Konuyu çok ciddiye alıyorlar çünkü kişisel verilerin korunmasın ve hasta gizliliğine aykırı bu olanlar. Bir ihlal var. Hastanenin kendi içinde bir süreç olacak sanırım. Ben de resmi kayıtlarda olması için gerekli kurumlara şikayette bulunacağım. Olan şey çok tatsız, umarım bunun konuşulması, gündeme gelmesi ileride olabilecek bazı hadiselerin önüne geçer. Hepimizin güvenmek istediği kurumlara güvenerek yaşayabildiği bir hayatta yaşamak dileğiyle...

BAĞIRSAK GEÇİRGENLİĞİ NEDENİYLE SIKINTILI GÜNLER YAŞAMIŞTI
Öte yandan annelik tecrübelerini sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaşan Ayşecan Tatari, geçtiğimiz aylarda da kızının bağırsak geçirgenliğiyle ilgili sıkıntılı günler yaşadığını açıklamıştı. Özel bir diyetle beslenmesi gereken bebeği için yiyecekleri ince eleyip, sık dokuduğunu belirten Tatari, ailesiyle birlikte gittiği bir restoranda başından geçen olayı anlatmıştı.

"DELİRECEĞİM!"
Ünlü oyuncu, konuyla ilgili hassasiyetini çalışanlara ve şefe anlatmasına rağmen yaşadığı sorunu şu sözlerle dile getirmişti:
Delireceğim! Yemin ediyorum delireceğim! 1 aylık çok katı bir diyetim var. Gittiğim her yerde şefe kadar gidiyorum. Laktoz, gluten, domates, biber listemi sayıyorum. Şefe gidiyorum bakın...
Garsonlara sordum yetmedi, şefe sordum. Siparişimi verdim, tadı değişik gelince çağırıp, "Kusura bakmayın manyak gibi soruyorum tereyağ olabilir mi?" dedim. "Hayır." dedikten 2 dakika sonra gelip "Evet, 10 gündür tereyağ koyuyorlarmış..." diyor. Siz gıda işi yapıyorsunuz. Konu sağlık! Sizin dangalaklığınız benim kızımın bağırsağında kanama yapıyor. Gerizekalısınız hepiniz!

"EVLADIMIZIN DIŞKISINDA KAN ARAYACAĞIZ!"
Edip Tepeli ise eşi Ayşecan Tatari'nin neden bu kadar tepki gösterdiğini şu sözlerle anlatmıştı:

Hayatlarını ciddi besin alerjileriyle sürdürenlere soruyorum; nasıl hayatta kalıyorsunuz? Müjgan'ın bağırsak geçirgenliği ile uğraşıyoruz bir süredir. Sevimsiz bir durum... Çok küçük olduğu için geçmesi bekleniyor ama bunun için 1 aylık diyet uygulanması gerekiyor. Ayşecan'a da Müjgan'a da birçok besin yasak. Maalesef bu 1 ay bir türlü tamamlanamıyor. Çünkü adı sanı belli düzgün görünümlü işletmeler, besin işinin sağlık işi olduğunu bilmiyor. Paradan başka hiçbir şey düşünmedikleri için liyakat sahibi insanlar çalıştırmaları gerektiğinin farkında değiller. Sizin bu ihmalkarlığınız ve cehaletiniz yüzünden yeterli besin alamadığı için her gün baş ağrısı çeken karım, son 8 günü kalan diyetine yeniden başlamak zorunda... Müjgan gelişimi için önemli olan besinleri 1 ay daha alamayacak. Biz de birkaç gün içimiz parçalana parçalana evladımızın dışkısında kan arayacağız!

"İŞLERİNİ YAPANLAR SORUMLULUK ALSINLAR!"
Bazı sosyal medya kullanıcıları Tatari'ye "O zaman yemeğini evde ye!" diyerek, tepki göstermişti. Ünlü oyuncu ise "Kaldırımlar kötüyse, engelliler evlerinde otursun!' demek gibi... Hayır! işlerini yapanlar sorumluluk alsınlar!" diyerek, karşılık vermişti.

"BAKIMSIZSIN!" YORUMLARINA YANIT VERMİŞTİ
Ünlü oyuncu, daha önce de kendisine bakımsızlık üzerine yazılan yorumlara kayıtsız kalmamıştı. Konuyla ilgili toplu bir cevap veren Ayşecan Tatari, şu açıklamayı yapmıştı:

'Sizi biraz bakımlı mi görsek?', 'Cildiniz ne kadar bakımsız!' gibi bir sürü soru var. Yapmayın bunu. En azından yakınınızdaki insanlara... Ben bu halimden memnunum! Bu ara böyle biriyim. Fön çektireceğim sürede kızımla parka giderim. Yarın canım ister biraz daha bakarım belki kendime. Ben aynaya baktığımda gördüğümden de memnunum ama yine de birilerine böyle yorumlar yapmadan iki kere düşünün.

"MÜJGAN DOĞDUĞUNDAN BERİ BUNU YAPABİLİYORUM"
Tatari, bir takipçisinin "Anneliğe dair en sevdiğiniz şey ne?" sorusuna da "Ben anda kalmayı, meditasyon yapmayı falan hep çok bulmuşumdur. Nefesimi izlemeye kalksam birkaç dakika sonra bakıyorum bambaşka yerlerdeyim. İçimi yavaşlatamam kolay kolay. Müjgan doğduğundan beri yapabiliyorum bunu. Onun nefesiyle, elinin hareketleriyle, oynadığı oyunla o anda kalabiliyorum çoğu zaman. Çapam o benim." şeklinde yanıt vermişti.